Sponsorlu Bağlantılar



Engelliler Haftası İle İlgili Hikayeler, Öyküler

Kızgın 03 Aralık 2010 0






Engelliler Haftası Konusunda Hikayeler, Öyküler

FEDAKÂR KADIN (ENGELLİLER HAFTASI KONUSUNDA HİKAYE, ÖYKÜ

Bir zamanlar, şiddetli bir kış neticeninde, şehrin yakınındaki göl buz tutmuş. Halk, donmuş gölün üzerinde büyük bir eğlence tertip etmeye karar vermiş.

Yaşlı, genç, kadın, erkek herkes şehri terk edip gölün üzerinde toplanmışlar. Biri kızağa biniyor, birisi kayak kayıyor, kurulan çadırlardan coşkun bir müzik ve kahkahalar yükseliyormuş. Gençler sevinçle sıçrayıp oynuyor, yaşlılar da bu eğlenceli manzarayı izliyormuş.

Şehirde ise, yalnızca yaşlı ve fukara bir kadıncağız kalmış. Hastalandığı için devamlı yatakta yatıyor, ayaklarını kullanamıyormuş. Evinin penceresinden, buz tutmuş gölü ve oyun oynayan neşeli insanları izliyormuş. Akşamüstü ufka bakarken küçücük beyaz bir bulutun belirdiğini görüp, müthiş bir korkuya kapılmış. Yeni izdivaç ettiği günleri anımsamış ansızın. Eşiyle gölün üzerinde gezerlerken, yeniden böyle bir bulut görmüş, çok geçmeden de korkunç bir fırtına ile beraber buzlar kırılmış. Kötürüm kalması da ondanmış. Ne yazık ki kocasını da o kazada kaybetmiş.

İhtiyar kadın; “Yeniden öyle olacak!” diye düşünmüş. Alabildiğine bağırmaya başlamış, fakat sesini kimse duymuyormuş. Bulut gittikçe büyüyüp kararıyor, kadın ise çaresiz bir şekilde kendiliğinden konuşuyormuş; “Fırtınanın çıkmasına az bir vakit kaldı.” Diyormuş. “Fırtına ile beraber oluşacak dalgalar buzları kırıp, herkesi suya gömecek….”

Bütün gücünü toplayan kadın, elleri üzerinde sürünerek yataktan yere inmeyi muvaffak olmuş. Sobadan çıkardığı bir parça ateşle yatağını tutuşturmuş. Sonra da sürüne sürüne, güç bela haneden dışarı çıkmış.

Küçücük hanesi bir anda alevler sarınca, buzun üzerinde oynayanlar evin kime ait olduğunu hemen anlamışlar. Sakat kadını kurtarmak için herkes koşuşturmaya başlamış. Aynı zamanda göğü siyah bulutlar tamamiyle kaplayıp, rüzgar çıkmış. Buz çatlayıp, sallanmaya başlamış. İhtiyar kadını kurtarmak için, en son kişi de sahile varınca, sema yırtılır gibi olmuş. Fırtına ile birlikte dev dalgalar gölü örtmüş, buzlar kırılmış. Ama, hiç kimseye bir şey olmamış.

Hasta ve sakat kadın, bütün varını yoğunu ateşe vererek, şehir halkını kaçınılmaz bir ölümden böylelikle kurtarmış.

TARİF (ENGELLİLER HAFTASI KONUSUNDA HİKAYE

Adamın biri, ilk kez gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın dolaştıktan sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:

- Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.

Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:

- Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.

Adam, çocuğun da yabancı olmasına karşın bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.

Çocuk:

-Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zati.

- İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm?

- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk. Üstelik manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin soluk alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.

Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir kağıt para çıkartıp teşekkür ederken fark etmiş onun kör olduğunu. Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini fark ettiğini.

Işığa hasret gözlerini ondan gizlemeye çalışırken:

- Üç sene önce bir kaza geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledim ki.

Sizinkiler sağlam öyle değil mi?

Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:

- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür.




Yorum Yazabilirsin »