Sponsorlu Bağlantılar



Hindistanda kurulan ilk türk devletleri nelerdir

Kızgın 04 Ocak 2011 0






Hindistanda kurulan ilk türk devletleri nelerdir

Az Bilinen Şanlı Tarihimiz- Hindistan Türk Devletleri

HİNDİSTAN’DA TÜRK VARLIĞI

M. Gandi’ye göre “Hindistan bir anadır. Onun iki çocuğu vardır. Bunların biri Türkler ötekisi ise Hintlilerdir”. Güney Asya’da üç ehemmiyetli anakara bulunmaktadır. Bunlar; Arabistan, Hindistan ve Hind-i Çin’dir. Bu üç bölge dünya tarihi açısından her vakit ehemmiyetini savunmuştur. Arabistan’da doğan İslamiyet tüm dünyaya dağılmış ve Hindistan’da Buda’nın öğretileri geniş bir kitleyi etkilemiştir.

Hintlilerin Türklerle ilişkileri çok daha önceki tarihlere dayanmaktadır. M.Ö. 1000’li senelerde Hintliler demiri kullanmaya başlarlar. Hindistan’a demiri o dönemlerde Orta Asya Türklerinin getirdiği istikametinde kayıtlar mevcuttur. Hem de Hindistan’daki yerli dillerde bir hayli Türkçe kelime vardır. Bunların M.Ö.2500-1500 seneleri arasında dağılmış olabileceği istikametinde görüşler tebliğ edilmiştir.

Hindistan’a en çok tesir eden topluluk Türklerdir. Türklerden önce ise Perslerin tanınmış komutanı Darius (M.Ö. 522-486) bölgeye hakim olmuştur. Darius’un hakimiyetini Makedon Büyük İskender bittirmiştir. Makedonya’dan çıktığı yolculuğunu Kudüs’ten ve İran’da devam ettirmiştir. İran’da Persiopolis antik şehrini yerle bir ederek Perslerin hakimiyetine bitirmiş, oradan da devam ederek Afganistan ve İndus (Hindistan) sahillerine inmiş, anlaşmalar yaparak geri dönmüştür. Bu yolculuğunda doğu-batı birlikteliğini sağlamak için de Helenizm’i yayma siyaseti gütmüştür.

VI. yy.a kadar bu bölgede etkin olan Kuşanlar’dır. Bunlar Türkistan orijinlidirler. Bu dönemde heykellerde Türk süvarilere ait giysiler ve paralar üzerinde Türkçe güzel mananına gelen Kucula gibi unvanlar vardır ( Kuşan dönemi I- IV. yy arasıdır). Hem de Budizm Kuşanlar sayesinde cihanşumül bir din haline gelmiştir. Tamamiyle Türk isimi olan MANAS kelimesi de bu dönemde Brahmaputra nehrinin bir koluna isim olarak verilmiştir.

Daha sonra Akhunlar ( Hünaslar) dönemi gelir. Akhunlar daha sonra Gazneliler, Gurlular, Temürlüler’in de yaptığı gibi Afganistan’ı Hindistan’a bağlayan yol rotanında bulunan Gazne şehrinden hareket ederek Orta Asya’dan daha randımanlı olan ve daha fazla yağmur alan Pencap bölgesine doğru akınlar başlatırlar. Toraman ve daha sonra Mihrakula başkanlığında (515-550) Kuzey Hindistan’ı tamamiyle ele geçirirler.

557’de Batı Göktürk ve Sasani ittifakı neticesi Afganistan’da iktidarı kaybeden Akhunlar Hindistan’da da gerileme dönemine girerler. VII. yy başında ise Hintli racalar tarafından ortadan kaldırılırlar. Böylelikle İran- Afganistan ve Kuzey Hindistan’dan geçen ticaret yolu Akhunlar’ın elinden çıkar. Ancak burada bir gurup Türk Şahiler 870 seneye kadar Afganistan – Hindistan hududundaki Ohint’de varlıklarını sürdürürler. Daha sonra bunlar Gazneli Mahmud’un Hint seferlerinde ehemmiyetli rol oynarlar. Hem Hindistan’da kurulacak Türk hakimiyeti için temel teşkil ederler ve hem de bugünkü Pakistan’ın ortaya çıkmasını sağlarlar.

X-XI. yüzyıllarda Hindistan’da yine Turişkalar (Türkler) devri başlamıştır. Afganistan’ın Gazne bölgesine yerleşen Sebük Tigin kuzey batı Hindistan’ı ele geçirir. Daha sonra Gazneli Mahmud fetih hareketini hızlandırarak 15’in üstünde seferle Hindistan’da Türk gücünü yaygınlaştırır. Gazneliler 1040 seneninde Selçuklulara yenilerek Hindistan’daki hakimiyetini kaybeder. Ancak XII. yy sonlarına kadar Pencap bölgesinde hakimiyetlerini sürdürürler.

Gaznelilerden sonra Afganistan ve Hindistan bölgesinde Gurlular hakim olurlar. Gurlular, Afganistan’ın Gur bölgesine yerleşerek oradan Hindistan’a doğru akınlar yaparlar. XIII yy.da Cüzcani tarafından yazılan Tabakat-i Nasiri’de Gurluların büyük sultanı Muhammed B. Sam’ın Hayber’i geçerek Gaznelilerin kalıntılarına bitirip İndus ve Pencap boylarına kadar indiği yazılıdır. Gurlu Sultanı Muhammed B. Sam’ın erkek çocuğu yoktur. Varis olarak “Benim bir hayli erkek çocuğum var onlar da Türk Memluklarımdır. Onun için binlerce halefim vardır” diye ifade eder. Cüzcani’ye göre Mu’izzi Memluklar, Kutbed-din Aybeg, Nasır ed-Din Kabaca, Baha ed-Din Tuğrıl, Tac ed-Din Yıldız ve Kalaçlı İhtiyar ed-Din Muhammed’dir. Yıldız ve Aybeg Sam’ın damadır. Bunlarla Sam 1206 tarihinde suikast neticesi can verene kadar Gazne, Lahor, Daha önceki Delhi ve Hindistan’da Türk hakimiyetini sürdürmüşlerdir.

HİNDİSTAN’DA KURULAN TÜRK DEVLETLERİ

Delhi’de ilk TÜRK SULTANLIĞI AYBEG sayesinde heyetti. Hindistan’da Türk – İslam kültürünün ve kalıtının temelleri atıldı ( Kuzey –Batı Hindistan 1206 -1210). Böylelikle Hinduların Dili’si Delhi olur. Alimlere son derece saygılı olan Aybeg Türk ananelerine sıkı sıkıya bağlı idi. Çögen/ Çevgan oyunu esnasında atından düşerek can veren Aybeg’in en ehemmiyetli yapıtı Delhi’nin ortasına diktirdiği KUTUB MİNAR ( Kutbi Minaresi) idi.

Bundan sonra Kıpçak asıllı Türklerden Şemsiler (1211-66 ), Balabanlılar (1266-1290 ), Kalaçlar (1290-1320 ), Tuğluklar (1320-1414) saltanat sürdürmüşlerdir. Şemsiler; Şemsed din İltutmuş, Balabanlılar; Balaban, Kalaçlar (24 Oğuz boyundan biridir); Melik Tınaz Şah önderliğinde Hindistan’da büyük hizmetler vermişlerdir. Kalaçlar altın çağını Ala ed-Din Muhammed döneminde yaşadı. Tüm Hindistan, Seylan dahil Delhi’ye bağlandı.

Tuğluklardaki en ehemmiyetli dönemlerden birisi Firuz Şah dönemidir. 1388’de 83 yaşında can veren Firuz Şah her işinde âlimlere müracaat etti, dış seferlerden çok iç işlerle uğraştı. Devleti mali ve iktisadi alanda büyük gelişmeler sağladı. 1398’de Timur Han’ın Hindistan’a girmesiyle Delhi Sultanı Mahmud Şah’ı yenildi. Delhi Timur’un eline geçti. 1399 yılında Timur’un Türkistan’a geri dönmesinden sonra Mahmud Şah yine başa geldi ve 1413’e kadar hükümdarlığını sürdürdü. Firuz Şah döneminde 50 sulama bendi, 40 cami, 30 medrese, 20 hamam, 100 kervansaray ve han, 5 darüşşifa, 100 türbe ve kabir, 10 hamam, 150 sulama kuyusu ve havuz, 100 köprü yaptırmış.

Tuğluklardan sonra Müslüman menşeili Seyyidiler (1414-1451), Lodiler (1451-1489), Suri/Afganlılar (1540-1555) Delhi’de iktidar oldular.

1526’da ise Hindistan’da yeni bir devir başladı. Babur’un öncülüğünde Delhi iktidarına yine Türkler geçti. 1858’e kadar Kuzey Hindistan’da iktidarda kalan bu hanedanın atası Babur-Şah Moğollardan söz ederken; “Şu uğursuz Moğol yağmacıdır. Yağma yapacak birilerini bulamazsa döner kendi milletini yağmalar” diyecek kadar kendini Moğol’dan ayırmasına, Türkçeyi konuşup, Türk kültürünü temsil etmesine karşın; batılı yazarlar, Babür’ü ve Babürlüleri Moğol yapmıştır. Babür Türk İmparatorluğu Babür Şah ile başlamış ve Hümayun, Ekber, Cihangir, Şah Cihan ve Evrengzib Şah ile devam etmiştir. Bugün Hindistan’daki ehemmiyetli tarihi yapıtların büyük çoğunluğu Babürler dönemine aittir.

Hintliler komşularının topraklarını ele geçirme düşüncesinde asla olmadılar. Genelde kuzey batıdan saldırılara maruz kaldılar ve kültürleri gelenlerden etkilendi. Gelenlerin en ehemmiyetlileri Türklerdi. İndo – Turcica çalışmalarına dayanılarak verilen bilgilere göre M.Ö: 2. yy.dan itibaren Türkler Hindistan’da tesirli olmaya başlarlar. Bu nedenle bugün Hindistan’da sanat, müzik, resim gibi alanların yanında yönetimsel yapıda da Türk tesirlerini görebiliriz. Aslında bu tesirlerin temellerini M.Ö. 1. binlerde aramak gerekir. Çünkü Hint kaynakları Saka, Turüşka ve Hüna adları ile ilk çağlarda da yalnızca bir toplumun başka bir deyişle Türklerin boylarını belirtmektedirler. Dr. Orhan GEDİKLİ

Not detaylı bilgi için kaynak: www.turksavaslari.com




Yorum Yazabilirsin »