Sponsorlu Bağlantılar



Mektep Arkadaşımın Çocukları (Mehmet Akif Ersoy’un Hatırası, Hatıraları)

esinti 04 Mart 2011 0






Mektep Arkadaşımın Çocukları (Mehmet Akif Ersoy’un Hatırası, Hatıraları)

Veteriner mektebindeyken, sınıf arkadaşı Hasan Efendiyle Akif o kadar arkadaştı ki birbirlerine söz veriyorlardı, ileride çoluk çocuk sahibi olurlarsa can verenin çocuklarına kalan bakacaktı. Bunu bana anlattığı sıralarda Akif genç ve Hasan Efendi, yaşlı olmakla birlikte dinçti: Veteriner mektebindeki bu fazilet mukavelesinin tatbikine çok zaman vardı. İçimden güldüm. Kendi kendime düşünüyordum: Mektepteyken insanlar, umumen, seciye kahramanıdırlar ama yaş ilerleyip de insan hayata karışınca… Akif:

- Ne düşünüyorsun? Diye konuştu.

- Hiç. Dedim.

Aradan yıllar geçti. Meşrutiyette, Veteriner Müdüriumumisi Abdullah’ı, Ziraat Nazırı, derecesini indirerek başka yere kaydırdı. Akif, onun muaviniydi; öfkeleniyordu: Abdullah Bey Mon Pelye’de ziraat okumuştu. Ona karşı bu haksızlık reva mıydı? Bu öfke o kadar fazilet: Erdem, sözleşme: Kontrat, umumen: Tümüyle, seci-ye: Karakter, Müdüriumumi: Genel Müdür şiddetliydi ki, anlıyordum, kendine ait olmayan bu haksızlıktan Akif kendi aleyhine bir netice çıkaracaktı. Nasıl ki, sonrası gün, Ziraat Nezaretindeki memuriyetinden istifa etti.

Beylerbeyi’ndeki evinde kendi yağı ile kavruluyordu. O sırada, ona, her cuma, sabahtan gidiyordum: Kitap okuyorduk. Sabahtan gittiğim için de öğle yemeklerine ondaydım. istifadan sonra mazeretler bularak yemeklerden sonra gitmeye başladım: Evin ıstırabı o derece belliydi.

Bir cuma Akif’in evinde sekiz çocuk buldum. Teker teker çok sevimli olan çocuklar bir araya gelince ne manzara alırlar malumdur. Evde sekiz kişilik bir kıyamet kopuyordu. Akif’in beş çocuğuna katılan bu üç çocuğun komşudan gelmiş ufak konuklar olduğunu zannettim ve ertesi cuma bu çocuk gürültüsüyle artık karşılaşmam sandım. Fakat her cuma sekiz çocukla sofada aynı kıyamet kopuyordu. Akif de buna katlanıyordu. Bu üç çocuğun gelişi, Akif’in çocuklarına da fazla hürriyet vermişti.

Bir cuma, sofada, çocuklardan birinin yanağını kinimden çimdikler gibi sıkarak, Akif e sordum:

- Kim bu yavrular?

Akif cevaplamadı.

Odaya girince, bu üç ıstırabını, bu konuk çocuklarını Akif’le takılarak kutladım. Akif in yüzü değişti:

- Misafir çocukları değil, benim çocuklarım! Diye konuştu.

Üç beş haftada üç çocuğu nasıl olurdu?

- Hasan Efendi can verdi de..Diye konuştu; ve bu çocuklar, kim önce can verirse hayatta olanın bakacağı çocuklardı, rahmetli Hasan Efendinin çocukları. Fakat Akif bu çocuklardan daha güzeldi: Mektepte verdiği sözü hala unutmayan bir çocuk.

Mithat Cemal KUNTAY




Yorum Yazabilirsin »